İsra hadisesi Hicret´ten önceki senede vuku bulmuştur. Beyhaki´nin îbn Şihab Ez-zühri´den rivayet etiğine göre bu hadise, hicretten önceki sene içinde meydana gelmiştir. Hakim´den rivayet olunduğuna göre İsra hadisesi, Hicretten 16 ay önce meydana gelmiştir. Buna göre îsra olayının hangi ayda meydana geldiği hususunda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Süddi´nin dediğine göre Zilkade ayında, Zühri´nin dediğine göre ise Rebi´ul-evvel ayında vuku bulmuştur. Cabir ile îbn Abbas´ın şöyle dedikleri rivayet edilir: “Resu-lullah (sav), Rebi´ul evvel ayının 12. gecesinde olan pazartesi gecesinde doğmuş, bu gecede risaletle görevlendirilmiş, bu gecede göklere yükselmiş, bu gecede hicret etmiş ve yine bu gecede vefat etmiştir.” Bir başka rivayete…
Yazar: admin
Noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah, Mekke-i Mükerreme´nin vahyin odağı ve îslami davetin ilk durağı olmasını uygun görmüştü. Çünkü Mekke-i Mükerreme, bütün arapların ilgisinin yoğunlaştığı bir yerdi. İnsanların toplanma bölgesi, güvenlik içinde durdukları bir merkezdi. Arap kökenli bilgi ve marifetin kaynağı sayılıyordu. Orada Allah´ın beyt-i haramı vardı. İnsanlar oraya gidip hac ibadetini eda ediyorlardı. Hac mevsiminde araplar birbirleriyle buluşup görüşüyorlardı. Orada edebi panayırlar ve ticari pazarlar düzenleniyordu. Hac mevsiminde uzak diyarlardan gelen araplar, orada biribirleriyle karşılaşıyorlardı. Kurulan panayırlarda Arap şairleriyle hatipleri Ukaz, Zil Mecaz ve Mecenne gibi yerlerde birbirleriyle yarışıyorlardı. Mekke-i Mükerremede, Arabistan´da bu kadar önemli bir mevkii işgal ettiğine göre…
Peygamber (sav)´in davetini öğrenince müslüman olanlardan bazıları da 20 kişilik Necranlı bir heyet olmuştu. 20 kişi ya da yirmiye yakın kişi olan bu heyet Hıristiyanlar´dan teşekkül etmişti. Habeşistan´da iken Resulullahla ilgili bilgileri sonucunda Mekke´ye geldiklerinde müslüman olmuşlardı. Bu konuda İbn îshak´ın neler dediğine bir bakalım: “Resulullah (sav) Mekke´de iken yanına 20 ya da 20´ye yakın Hıristiyan geldi. Bunlar Habeşistan´da iken İslam´la ilgili bir takım şeyler duymuşlardı. Peygamber efendimizi Mescid-i Ha-ram´da buldular. Onunla konuşarak kendisine bazı sorular yönelttiler. Onlar Peygamber efendimizle konuşurken Kureyşli bazı adamlar da Kabe-i Muazzama´nın çevresinde bulunan meclislerinde oturup olanları izlemekteydiler. Bu Hıristiyanlar Peygamber efendimizle konuşmalarını bitirdikten sonra…
Bazı cemaatler ve bazı bireyler İslam´dan yüz çevirmelerine rağmen Peygamber efendimiz yine de hac mevsimlerinde kabilelere ziyareti sürdürüyordu. O, Ebu Bekir es-Sıddık ile birlikte eşrafın yanma gidiyor, itibarlı kimselerle görüşüyordu. Ebu Bekir, arapları çok iyi bilen bir kimseydi. îslam davetinden yüz çeviren kabilelerin yanı sıra bu daveti dinleyen bazı cemaatler de olmuştu. Bunlar tslami çağrıya icabet etmişlerdi, ileride açıklayacağımız gibi Evs ve Hazreç kabileleri de İslam´a meyletmişlerdi. Medinelilerden, daha Islami-yetle karşılaşmadan önce İslam davetine meyleden bazı cemaatlerin haberlerini size aktaracağız. Onların hakikatten yararlanmaya muktedir olduklarına ve fikri güce sahip olduklaıına delalet eden sözlerini aktaracağız. Ebu Nuaym´m rivayetine göre bir defasında…
Peygamber (sav) efendimizin, arabistana komşu îranlıların hezimete uğrayacaklarım Önceden haber vermesi ve haberinin de gerçekleşmesi münasebetiyle alemlerin rabbi tarafından indirilen Kur´an-ı Kerim´de, İranlıların Bizanslılar karşısında yenik düşeceklerini Önceden haber vermiştir. Şöyle ki: “Elif-Lam-Mim. Rum (lar) yenildi: (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın bir yerde. Onlar (Bu) yenilgilerinden sonra yeneceklerdir, birkaç (3-9) yıl içinde. (Onların) bu (yenilgileri)ndan önce de, sonra da iş, tamamen Allah´a aittir. O gün müminler sevinir(ler): Allah ´in yardımıyla.” (Rum: 1-5) Siyer bilginleri ve tarihçilerin anlattıklarına göre Kisra, İranlı askerleri Bizanslılarla savaşmaları için hücuma şevketti. Ateşperest İranlılar, Bizanslıları yendiler. İranlılar bir nevi putperest idiler. Her iki ibadet türü de,…
Daha önce de anlattığımız gibi, Hz. Peygamber, Hac mevsiminde Mekke´ye gelen her hangi bir kabile heyetini duyar duymaz mutlaka onları bulur; onlara İslam´ı anlatır, tevhide davet ederdi. Kendisinin, Allah elçisi olduğuna iman etmelerini isterdi. Kavmi arasında sözü dinlenen ve kendisine güvenilen bir kimsenin geldiğim duyunca, mutlaka ona gider ve İslam´a davet ederdi. Arabistan´ın kuzey ve güney sınırındaki İranlı ve Bizan-lı-lar´la komşu bulunan birçok kabilelerle görüşmüştü. İran´a komşu beldelerde yaşayan, kendilerinde kahramanlık, marifet ve görev şuuru gördüğü Arap eşrafı olan Rebia oğullarıyla görüştükten hemen sonra bazı Medinelilerle görüştü. Önce onlardan bazı guruplarla buluştu. Allah´ın bunlara hidayet nasib etmesiyle imana ulaşmalarından sonra…
Buas, Medine-i Münevvere´de bir mıntıkadır. Evslilerle Haz-reçliler orada savaşmışlardır. Bu iki kabile arasında büyük bir savaş yapılmıştı. Bu muharebede iki kabilenin eşraf ve büyüklerinden çok sayıda insan Ölmüştü. İbn Kesir´in de ifade ettiği gibi yaşlılarının ancak çok az bir kısmı kalmıştı. Savaş, onlar için büyük bir feryat olmuştu. Bu savaş; Evsliler´in Mekke´den dönüşlerinden sonra patlak vermiştir. Mekke´ye geldiklerinde Peygamber efendimiz onlara İslam´ı anlatmış, İyas adındaki bir gençleri bu davete icabet etmişse de yaşlı liderleri onu azarlamıştı. Şiddet, çoğu kez kalpte nur meydana getirir. Biri artı diğeri eksi kutuplu iki şeyin birbirleriyle sürtüşmesi sonucunda ateş ve ışık çıkışı gibi canlıların da…
Önceki sayfalarda da anlattığımız gibi, İslamiyet ferdler aracılığıyla Medine´ye girmeye başlamıştı. Daha sonra Medine-liler, gurup gurup islam´a girmeye başlamışlardı. İslam´a giren ferdler kavuştukları İslam nimetini kendi aşiretlerine anlatıyor, onları Islamla tanıştırıyorlardı. Bunların peygamber ailesiyle düşmanlıkları yoktu. Kalbleri hased veya rekabet perdesiyle örtülmüş veya kindarlık alevleriyle perde-lenmişti. İnsanı Allah yolundan geri çeviren, kaplere kin ve düşmanlık duygusunu sokan durumlarla karşılaşılmadan hakkı tanıma bilgisini ve ona uyma gerekçelerini buldular. Evet… Bunlar, hak nurunun kalplerine girip aydınlatmasını engelleyecek sebeplerle karşılaşmadılar. Buas muharebesinden sonraki hac mevsiminde Peygamber efendimiz, yine Mina´ya gidip kabilelere îslamı anla-tırken Hazreçli bir gurupla karşılaşmıştı. “Siret” adlı eserinde İbn îs-hak bu…
Birinci Akabe Biati Muhammedi davetin yankıları, Medine´nin her tarafında duyulmuştu. Ona sahip olma şerefini paylaşmayan veya cahili taassupla ona destek olanların tartışması şeklinde değil de; hakkı taleb eden ve can kulağıyla dinleyenlerin müzakere edişleri şeklinde bu davet üzerinde konuşuyorlardı. Ona icabet etmekle, kendilerini bölüp parçalayan ve sürekli savaşmalarına sebep olan tefrikanın yok olacağını umuyorlardı. Bütün bunların ötesinde onlar, bu davete icabet etmekle, Yahudilere karşı üstünlük sağlamak istiyorlardı. Yahudiler, gelecek peygamberin ehl-i kitab ile beraber olacağını söyleyerek Medineli putperestlere meydan okuyor ve onları korkutuyorlardı.İşte bu nedenle Medi-neliler Yahudilerden önce Peygamber efendimize koşmuşlardı. Aslında onlar hakka koşmuyorlardı. Ondan başka istedikleri birşey yoktu.…
Hicretin Başlangıcı Müslümanlar, intikal edebilecekleri bir barınak ve sığınak bulmuşlardı. Müşrikler de İslamiyet´in, kendilerine misillemede bulunup mukabil darbeyi vurmak ve eziyetlerini geri püskürtmek için Mekke´den temiz ve güçlü bir şekilde çıkıp gitmekte olduğunu; kendisine karşı komplo hazırladıkları takdirde Hz. Muhammed´in buna karşılık verecek gücü elde ettiğini, Araplar´m kabile kabile onun etrafında çevrelendiklerini ve onunla sarmaş dolaş olduklarını gördüler. Onunla savaşmışol-duklarmdan dolayı pişmanlık duymadılar. Onun davetinin yayılmasına imkan tanımamış, aksine ona ve arkadaşlarına eziyet etmiş, onları alaya almışlardı. Ama pişmanlık da yakasını bırakmamıştı. Çünkü onlar, sapık-lıklarmda devam ediyorlardı. Düşmanlık duygusuyla doluydular. Bu duygunun istilasına uğrayan, kin ve Öfkesine yenik düşen kimse,…