Yaz?c? Sürümü
KURAN OKUMANIN FAZİLETİ VE ADABI


Kur´an Okumak İçin Seçilen Vakitler
Hatmin Edebleri Ve Bunlarla İlgili Hususlar
Hatim Vaktinde Duâ Etmek Çok Kuvvetli Bir Müstahabdır
Âdet Edinilen Zikir Ve Okuma Görevini Yapmadan Uyumak
Kur´an´a Devam Etmeyi Emretmek Ve Unutmaktan Sakındırmak
Kur´an Okuyucusunun Gözeteceği Edeb Ve Meseleler
Okuyuştan Önce Diş Temizliği Yapmak
Kur´an Okuyucusunun Tavrı Nasıl Olmalıdır
Mushaftan Kur´an Okumak
Gizli Ve Aşikâre Kur´an Okumanın Fazileti
Kur´ân´ı Güzel Sesle Okumak
Kuranı Okuyuşa Başlamanın Şekli
Kıraatin Bid´atları
Sûreleri Adlandırmak
Şu Âyeti Yahut Şu Sûreyi Unuttum Demek Mekruhtur. Bana Unutturuldu Yahud Benden Düşürüldü Demelidir.


KUR´AN OKUMANIN FAZİLETİ VE ADABI


Bilinmelidir ki, Kur´an okumak, zikirlerin en faziletlisidir. Ancak is­tenen, düşünerek ve ibret alarak olan okuyuştur. Kur´an okumanın bir takım edeb ve maksadları vardır. Ben bundan önce, bu konuda bir kitab yazdım ki, özet olarak orada okuyucu ve okuma ile ilgili edeb ve vasıfları güzel bir şekilde topladım. Hafız ve kıraat ehli olanların bundan habersiz kalmaları uygun olmaz. Ben bu kitabda, kısa olarak o maksadlara işaret edeceğim. Bu hususta bilgi ve açıklama isteyene, kanısı üzere delâlet ede­rek derim ki, tevfîk Allah´tandır.

Kur´an okuyuşuna geceleyin, gündüz vaktinde, hazarda ve seferde de­vam etmek uygundur. Selef için (Radıyallahu Anhüm), Kur´anı hatmet­mek hususunda değişik ölçüler vardı. Onlardan bir kısmı, her iki ayda bir defa hatim yapardı. Diğerleri de, her ay bir hatim yapardı. Diğer bir kısmı ise, her on günde bir hatim yapardı. Bazıları her sekiz günde bir hatim yaparlardı. Bazısı da her yedi günde bir hatim yapardı. Selefden çoğunun yapmış olduğu bu idi.

Selefden (ashabdan) başkaları, her altı gecede, beş gecede ve dört ge­cede bir hatim yaparlardı. Çok kimseler de üç günde ve bir günde bir ha­tim yaparlardı. Bir gündüz ve bir gecede iki hatim yapanları da vardı. Ba­zıları da, bir gün ve bir gecede üç hatim yaparlardı. Bir gündüz ve bir gecede sekiz hatim yapmış olanlar vardı: Dör hatim geceleyin ve dört ha­tim de gündüz...

Es-Seyyid El-Ceffl ibni Kâtib Es^Sûfl, (Radıyallahu Anh), geceleyin dört ve gündüz de dört hatim yapanlardan biriydi. Gece ve gündüz yapı­lan ibâdet ve zikirler bölümünde, bize rivayet edilip ulaşan haberlerin ço­ğu budur.

Büyük îmara Ahmed El-Devrakî, tabi´î olan Mansûr ibni Zadan ibni Abbâd´a isnad ederek rivayet etmiştir ki, Mansûr öğle ve ikindi arasında Kur´anı hatmederdi, (Radıyallahu Anh). Yine akşamla yatsı arasında bir hatim, ve Ramazan´da bir akşamla yatsı arasında iki hatim yapardı ve biraz da ilâve ederdi. Onlar Ramazan ayında yatsı namazını gecenin dörtte birine kadar geciktirirlerdi.

îbnü Ebî Davud rivayet eder ki, Mücahid (Rahimehullah), Ramazan ayında akşam ve yatsı arasında Kur´an-i hatmederdi. Bir rekâtta hatm edenlerin sayısı sayılamıyacak kadar çoktu. Osman ibni Affan, Temîm Ed-Dârî, Saîd ibni Cübeyr bunlardandır.

Daha doğrusu, insanların şahsî durumlarına göre bu hatim işi değişir. Kur´anın hikmet ve incelikleri üzerinde düşünmek isteyen kimse, bu mak­sadına ulaşabilecek şekilde hatmi kısaltır. Yine ilim neşretmekle ve müs-lümanlar arasındaki davaları çözmekle yahud müslümanlarm umumi iş­leriyle önemli din işleri üzerinde meşgul olan kimse, kendisinden bekle­nen işler bozulmayacak ve aksatılmayacak şekilde hatim yapmayı kısal­tır. Fakat şu anılanlar kısmından olmayan kimse, mümkün olduğu kadar hatmi çoğaltsın; ancak usanç haline ve okuyuşta kelimeleri tekerleme du­rumuna sokmasın.

İlk devir alimlerinden bir cemaat, bir gün ve bir gecede bir hatim ya­pılmasını mekruh görmüşlerdir. Buna da, Ebû Davud, Tirmizî, Nese´î ve başkalarının Sünenlerinde sahîh bir isnadla yaptığımız şu rivayet delâlet eder:

283- Abdullah ibni Amr ibni´l-As´dan rivayet edildiğine göre demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

"Üç günden az bir zamanda Kur´anı okuyan (hatmeden), bir şey an­layamaz."

Hatime başlama ve bitirme vaktine gelince, bu okuyucunun arzusuna göre değişir. Haftada bir hatim yapan, Hazreti Osman´ın yaptığı gibi, cuma gecesinden başlayarak perşembe gecesi bitirmelidir. îmam Ebû Hamid El-Gazalî, İhya´sında şöyle demiştir:

"En faziletli olan, bir hatmi geceleyin ve diğerini gündüz tamamla­maktır. Gündüz hatmim, pazartesi günü sabah namazının iki rekâtında yahut bundan sonra yapmaktır. Gece hatmini ise, cuma gecesinde, akşa­mın iki rekâtında yahud bundan sonra yapmalıdır ki, gündüzün evveli ve sonu karşılanmış olsun."

ibni Ebî Davud, tabi´î büyüklerinden Amr ibni Mürre´den (Radıyal­lahu Anh) rivayet ettiğine göre, o şöyle demiştir:

Kur´ân´ın, gündüzün ve akşamın evvel vaktinde hatmedilmesini, Ta-bi´în severlerdi.

Büyük İmam Talha ibni Musarrif Et-Tabi´î den rivayet edildiğine gö­re şöyle demiştir: Gündüz hangi vakitte olursa olsun, Kur an-ı hatmeden kimse üzerine, akşam oluncaya kadar melekler istiğfar ederler ve gece­den de hangi vakitte hatim olursa, sabahlayıncaya kadar onun üzerine melekler istiğfar ederler (Allah´dan o kulun bağışlanmasını dilerler). Mü-cahid´den de bunun benzeri rivayet edilmiştir.

284- Sa´d ibni Ebî Vakkas´dan (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: "Kur´an hatmi gecenin evveline rasgelirse, hatme­den üzerine sabahlayıncaya kadar melekler istiğfar ederler. Eğer hatmi gecenin sonuna rasgelirse, bir daha akşamlaymcaya kadar melekler ona istiğfarda bulunurlar.´´[1]


Kur´an Okumak İçin Seçilen Vakitler


Bil ki, Kur´an okumanın en faziletlisi, namaz içinde olan okuyuştur. îmam ŞafiTnin ve diğerlerinin (Allah hepsine rahmet etsin) mezhebleri-ne göre, namazda Kur´an okuyuşu ile kıyamı uzatmak, secdeyi ve diğer rükünleri uzatmaktan daha faziletlidir.

Namaz dışındaki okuyuşa gelince, bunun en faziletli olanı gece oku­yuşudur. Gecenin son yarısında okumak da, evvelinden daha faziletlidir. Akşamla yatsı arasında okumak da iyidir.

Gündüz okuyuşunda faziletli olan sabah namazından sonraki okuyuş­tur. Kur´ân okumak hususunda mekruh hiç bir vakit yoktur, namaz kı­lınması yasak olan vakitlerde de, Kur´ân okumak için bir kerahet yoktur.

îbni Ebî Davud´un Muan ibni Rüfa´a´dan, o da şeyhlerinden (Allah ona rahmet etsin) rivayet ettiğine göre, onlar ikindiden (ikindi namazın­dan) sonra okumayı mekruh gördüler ve dediler ki: Bu vakitteki okuyuş, Yahudi´lerin ders vaktidir. Bu söz makbul değil ve bunun aslı da yoktur.

Günler içerisinde, cuma, pazartesi, perşembe ve Arefe günü seçilir. Zilhicce ayının ilk on günü ve Ramazan ayının da son on günü, daha fa­ziletli olmalarıyle seçilirler. Aylar içinde de en faziletli okuyuş, Ramazan ayına mahsustur.


Hatmin Edebleri Ve Bunlarla İlgili Hususlar


Daha önce geçti ki, yalnız başına Kur´ân okuyanın namazda hatim yapması müstehabdır. Fakat namaz dışında hatim yapanla toplu olarak hatim yapanlar için, hatimlerinin gecenin evvelinde yahud gündüzün ev­velinde olması müstahabdır; nitekim geçmişti. Şeriatın yasakladığı güne rastgelmemek şartı ile, hatim günü oruçlu olmak yine müstahabdır.

Tâbi´î ve Kûfe´li olan Talha ibni Musarrif, Müseyyib ibni Rafi´ve Hu-beyb ibni Ebî Sabit´den (Allah hepsinden razı olsun) sahih olarak rivayet edilmiştir ki bunlar, hatmedecekleri gün oruçlu olarak sabahlarlardı.

Kur´an okuyan ve okuyamayan kimselerin hatim meclisinde bulun­maları müstahab olur. Buhârî ve Müslim´in Sahîh´lerinde rivayet ettik: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, âdet (hayız) halindeki hanımla­ra, bayram günü çıkıp müslümanların duâ ve hayırlı işlerinde hazır bu­lunmalarını emretti."

Dârimî´nin Müsned´inde İbni Abbas´dan (Radıyallahu Anhüma) ri­vayet ettiğimize göre, İbni Abbas, Kur´an okuyan bir adamı gözetleyen bir adam görevlendirirdi. Adam Kur´am hatmedeceği zaman, durumu İbni Abbas´a (Radıyallahu Anhüma) bildirirdi; o da hatme hazır bulunurdu.

Hazreti Enes´in (Radıyallahu Anh) arkadaşı tabiî büyük İmam Katade-´den iki sahîh isnadla İbni Ebî dâvud rivayet eder ki:

"Enes ibni Malik (Radıyallahu Anh) Kur´anı hatmettiği zaman, aile halkını toplar ve duâ ederdi."

Tabi´î büyük İmam Hakem ibni Uteybe´den sahîh isnadlarla rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

"Mücahid ve Ubâde ibni Ebî Lübâbe bana haber gönderdiler ve dediler ki, biz sana haber gönderiyoruz; çünkü biz Kur´am hatmetmek istedik. Kur´an hatminde duâ etmek makbul olur, (sen de gelesin). Bazı sahîh riva­yetlerinde de şöyle ifade vardır: Kur´an hatminde rahmet iner, denilirdi.

Yine sahîh bir isnadla Mücahid´den rivayet edildiğine göre demiştir ki, Kur´an hatmi zamanında toplanırlardı ve : "rahmet iner" derlerdi.


Hatim Vaktinde Duâ Etmek Çok Kuvvetli Bir Müstahabdır


Humeyd El-A´rac´den (Allah ona rahmet etsin) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

"Kim Kur´an okur da sonra duâ ederse, dörtbin melek onun duasına amîn der."[2] Toplu mana ifade eden kelimelerle ve önemli işlerle duâ edip, duada ısrarda bulunmak uygundur. Böylece duanın büyük bir kısmı yahud tümü ahiret işlerine, müslümanların işlerine, idarecilerinin dürüstlü­ğüne, itaat ehlinden olmalarına, aykırı hareketlerden korunmalarına, iyilik ve takva üzere yardımlaşmalarına, hakkı yerine getirmelerine, hak üzere toplanmalarına, din düşmanlarına ve muhaliflere karşı üstün gelmelerine ait olmalıdır.

Ben, "Kur´an Edebleri" kitabında bu hususla ilgili bazı sözlere işaret ettim ve orada veciz duâlan anlattım. İsteyen oradan nakledip alır. Hatim tamamlandıktan sonra, ona bitiştirerek diğer bir hatime başlamak müsta-habdır. Selef böyle yapmayı müstahab görmüşler ve bu hususta Enes´in (Radıyallahu Anh) şu hadîsini delil göstermişlerdir:

Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu: "Amellerin hayırlısı Hail ile Rahle´dir." Soruldu ki, bunlar nedir "Kur´ana başlamak ve onu hatmetmektir," buyurdular.



Âdet Edinilen Zikir Ve Okuma Görevini Yapmadan Uyumak


285- Ömer İbni´l-Hattab´dan (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ge­celeyin hizbini (mutad okuyuşunu) yapmadan yahud bir kısmını yapma­dan uyur da, onu sabah namazı ile öğle namazı arasında yerine getirirse, geceden onu okumuş gibi onun sevabına yazılır."[3]


Kur´an´a Devam Etmeyi Emretmek Ve Unutmaktan Sakındırmak


286- Ebû Musa El-Eş´arî´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu: "Bu Kur´an´a devam ediniz; Muhammedin canı kudret elinde olan Allah´a yemin ederim ki, o develerin bağlarından kaçışından daha çabuk kaçar."[4]

287- İbni Ömer´den (Radıyallahu Anhüma) rivayet edildiğine göre, Re­sûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

"Kur´an sahibinin (Kur´an ezberleyenin) hali, bağlı devenin haline ben­zer; deve sahibi onu devamlı göz altında bulundurursa, onu tutar. Eğer deveyi salıverirse, geçip gider. "[5]

288- Enes´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

"İnsanların mescidden çıkardıkları çöplere varıncaya kadar ümmeti­min sevabları bana arz edildi. Bir de ümmetimin günahları bana arz edil­di de, bir adamın, Kur´andan bir sûre yahud bir ayet ezberledikten son­ra, onu unutmasından daha büyük bir günah görmedim. "[6]

289- Sa´d ibni Ubâde´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu:

"Kim Kur´an-ı okur da, sonra onu unutursa, kıyamet gününde cüz-zamlı olarak Allah Tealâ´ya kavuşur. "[7]



Kur´an Okuyucusunun Gözeteceği Edeb Ve Meseleler


Bu bölümle ilgili meseleler cidden çoktur. Delillerinin şöhretinden dolayı ve bunlar sebebiyle usanç gelmesin diye, onları kaldırarak bu meseleler­den bir kısmını anlatacağız:

Okuyucunun ilk emrolunduğu şey, okumasında ihlâs olmaktır. Oku­yuşu ile Allah rızâsını isteyecek ve bundan başka bir şeye kavuşmayı kasd etmeyecektir. Kur´an ile edeblenecek ve Allah Sübhânehu ve Teâlâ Haz­retlerine münâcatta bulunduğunu ve kitabını okuduğunu zihninde tuta­caktır. Öyle ki, Allah´ı görenin hali üzere okuyacak; zira o Allah´ı gör­müyorsa, Allah onu görüyordur.


Okuyuştan Önce Diş Temizliği Yapmak


Kur´an okumak isteyen kimsenin, misvak ve benzeri (fırça gibi) şey­lerle ağzını temizlemesi uygundur. Misvak için "Erâk" ağacını tercih et­mek iyi ise de,diğer ağaçlarla da olur. Sert bez ve bunlardan başka temiz­leyici şeylerle dişleri ve ağzı temizlemek de misvak yerine geçer.

Kalın parmakla temizlik olması hususunda Şafi´î alimleri için üç gö­rüş vardır:

1. Onlara göre en meşhur olanı, temizliğin yapılamayışıdır.

2. İkinci görüşte, parmakla temizleme olur.

3. Eğer ağzı temizleyecek başka bir şey bulunamıyorsa, parmak mis­vak yerine geçer.

Dişler temizlenirken sünnet niyeti taşınılır ve ağzın sağ tarafından enine doğru fırçalama yapılır.

Bazı imamlarımız demişlerdir ki, fırçalarken şöyle denilir:

"Allâhümme, bârik lî fîhi yâ erhamerrâhimîn." (Allah´ım, bu işte bana bereket ver; ey merhamet edenlerin en merha­metlisi!..)"

Dişlerin iç ve dış tarafları, çevreleri, dişlerin tabanları ve üst dama­ğında hafifçe gezdirilir. Çok sert ve çok yumuşak olmayan orta kıvam­da bir misvak kullanılır. Eğer misvak kuruyup sertleşmişse, su ile yumu­şatılır.

Eğer ağızda kan ve benzeri bir akıntı veya bulaşma varsa, bunları yı­kamadan önce Kur´an okumak mekruh olur. Bu durumda, Kur´an oku­manın haram olup olmadığı hususunda iki görüş vardır: Bu iki görüşten sahîh olanı, haram olmayışıdır. Bu mesele kitabın başında geçmişti. Bu bölümle ilgili bir takım meseleler daha varsa da, onlar kitabın baştara-fındaki bölümlerde anlatılmışlardır.

Kur´an Okuyucusunun Tavrı Nasıl Olmalıdır


Okuyucunun kalb ve kahb itibariyle huzur ve huşu halinde bulunarak okuması ve okuduğundan ibret alması gereklidir. İşte istenen ve kasdoiu-nan budur. Bu durumda kalbîer ferahlanır ve nurlanır. Bunun delilleri sayılamayacak kadar çok ve söylenemiyecek kadar da meşhurdur.

Selefden öyle bir cemaat olmuştur ki, onlardan biri, tam bir gece bo­yunca, yahud gecenin büyük bir kısmında, yalnız bir ayet okumuştur da, onun üzerine düşünüp ibret almışlardır ve bunlardan bir kısmı düşmüş bayılmış ve bir kısmı da ölmüştür.

Kur´an okuyucusunun ağlaması, ağlayamıyorsa ağlar halinde bulun­ması müstahabdır; çünkü okurken ağlamak, ariflerin sıfatı ve Allah´ın salih kullarının alâmetidir. Allah Tealâ buyuruyor ki: "(Kur´an okuyan ihlâslı mü´minler) secdeye kapanıp ağlarlar ve bu, onların huşû´unu artırır . [8]

Bu hususta varid olan pek çok haber ve eserleri, "Et-Tibyan Fî Âdâbi Hameleti´l-Kur´an" adlı kitabda anlattım.

Büyük İmam, keramet ve maarif sahibi, ilâhî lütuf ve vergilere nail olmuş İbrahim El-Havas (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir :

"Kalbin ilâcı beş şeydir: 1) Düşünüp ibret alarak Kur´an okumak, 2) Mideyi boş bulundurmak, 3) Gece ibâdete durmak, 4) Seher vaktinde Al­lah´a yalvarmak, 5) Salih kimselerle oturmak.


Mushaftan Kur´an Okumak


Mushaftan Kur´an okumak, ezberden okumaktan daha faziletlidir. İmamlarımız böyle söylemişlerdir. Selefden (Radıyallahu Anhüm) riva­yet edilen de budur. Ancak, bu mutlak bir hüküm değildir. Okuyuştan maksad düşünüp ibret almak olduğuna göre, ezber okuyuşla bu maksa­da varan ve mushaftan bunu elde edemeyen kimse için, ezbere okumak daha faziletli olur. Eğer iki yön eşit olursa, mushafdan okumak yine da­ha faziletli olur. İşte selef bunu murad etmiştir.


Gizli Ve Aşikâre Kur´an Okumanın Fazileti


Sesi yükselterek Kur´an okumanın faziletine dair haberler nakledildi­ği gibi, gizli okumak hakkında da haberler varid olmuştur. Bu iki durum karşısında alimler demişlerdir ki, riyadan korkan kimse için, gizli oku­mak daha faziletlidir. Riyadan korkmayan için de, aşikâre okumak daha faziletlidir; ancak namaz kılanı veya uyuyanı veya bunlardan başkasını rahatsız etmemek şartı ile...

Aşikâre okumakta amel daha büyük olduğu için, bu durum onun fa­ziletine delildir. Yine bu okuyuşun faydası başkasına da geçer, okuyucu­nun kalbini uyarır, gayretini düşünceye çevirir, ona kulak verdirir, on­dan uykuyu giderir, neş´esini artırır, gafil ve dalgın bulunanları uyarır, onları ferahlandırır. İnsanın kalbine bu niyyetler geldiği zaman, aşikâre okumak daha faziletlidir.


Kur´ân´ı Güzel Sesle Okumak


Kirâet usûlünden çıkacak şekilde uzatmalar yapmaksızın sesi güzel­leştirip tezyin ederek Kur´an okumak müstahabdır. Eğer ifrata varılarak bir harf ilâve edilirse yahud bir harf saklı bırakılırsa, bu haramdır. Ta-gannî ile okuyuşa gelince, bu da anlattığımız gibi, ifrat derecesine varırsa haramdır, varmazsa haram değildir. Sesi güzelleştirmeğe dair anlattıkla­rımız konusunda hadîsler çoktur ve Sahîh´lerde ve diğer kitaplarda bun­lar meşhurdur. Ben bunlardan bir kısmını, okuyuşun edebleri bölümünde anlattım.


Kuranı Okuyuşa Başlamanın Şekli


Bir okuyucu, sûre ortasından okuyacağı zaman, birbiriyle ilgili olan ayetlerin ilkinden başlaması müstahab olduğu gibi, duracağı zaman da birbirine bağlı ayetlerin en sonunda ve söz bitiminde durması da müsta­habdır. Ne okumaya başlarken, ne de durunca, cüz, hizib ve aşirlere iti­bar etmek şart değildir. Çünkü bunların çoğu, birbirine bağlı olan ayetle­rin ortasmdadır. Bizim anlattığımız ve sakındırdığımız bu edeblere riayet etmeyen çok kimselerin tutumu ve işi, insanları aldatmasın. Bunun için sen, büyük İmam Ebû Ali El-Fudaly ibni İyad´ın şu sözünü örnek al:

"Hidayet yollarının ehli az olduğundan ürküp kaçma ve helak olan­ların çokluğuna aldanma." Bu mana üzere alimler demiştir: Bir sûreyi tam olarak okumak, uzun bir sûreden onun mıktarınca okumaktan daha faziletlidir. Çünkü insanların çoğunda, ayetler arasındaki bağlantı gizli kalıyor yahud bazı yer ve durumlarda çoğu kimseler bunu gözetemiyor.


Kıraatin Bid´atları


Bu bid´atlardan birisi, müstahab olduğuna inanarak teravih namazını insanlara kıldıran çok cahillerin, yedinci gecede teravihin son rekâtında En´am sûresini tamamen okumalarıdır. Sanıyorlar ki, bu sûre tüm ola­rak nazil olmuştur. Bu işlerine de hoş olmayan çok şeyleri katıyorlar: İna­nıyorlar ki, bu işleri müstahabdır. Halk tabakasına da bu fikri aşılıyor­lar. Bu hareketleriyle ikinci rekâtı birinci üzerine uzatmış oluyorlar, bu imamlara uyan kimselere usanç verecek şekilde uzatma oluyor. Ayrıca çabuk okumakla yanlışlıklar da olur. Yine bu son rekâttan önceki rekât hafif geçmiş olur.


Sûreleri Adlandırmak


Bakara sûresi, Âl-i İmrân sûresi, Nisa sûresi, Ankebût sûresi demek caizdir; diğer sureler hakkında da hüküm böyledir; ve bunda kerahet yok­tur. Selefden bazısı demiştir ki, bu şekilde söylemek mekruhtur. Ancak şöyle demelidir: İçinde "Bakare" anılan sûre, içinde "Nisa" anılan sû­re.... Diğer sûreler de böyle adlandırılır. Fakat doğru olan önceki söz­dür. Selef ve halef alimlerin çoğunluğunun sözü de budur. Bu konuda, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´den rivayet edilen hadîsler, sayı­lamayacak kadar çoktur. Ashabdan ve sonrakilerden olan nakiller de böy­ledir.

Yine, bu, Ebû Amr´ın kıraatidir, İbni Kesîr´in kıraatidir, falanın kı­raatidir, demek mekruh değildir. Selef ve halef alimlerin üzerinde inkâr-sız olarak bulundukları mezheb budur.

İbrahim En-Nehâ´î den (Allah ona rahmet etsin) nakledildiğine göre şöyle demiştir:

Öncekiler, "falancanın sünneti, falancanın kıraati" diye söylemesini kerîh görürlerdi. Fakat doğrusu bizim anlattığımızdır.


Şu Âyeti Yahut Şu Sûreyi Unuttum Demek Mekruhtur. Bana Unutturuldu Yahud Benden Düşürüldü Demelidir.


290- İbni Mes´ud dan (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

"Sizden biriniz, şu ve bu ayeti unuttum demesin, bana unutturuldu, desin." Yine iki SahûYdeki rivayetlerde şu ifade vardır:

"İnsanlardan birinin: Şu ve bu ayeti unuttum, demesi ne çirkin!.. Doğ­rusu, unutturuldu o."[9]

291- Hazreti Aişe´den (Radıyallahu Anha) rivayet edildiğine göre: "Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem, (uzakta bulunan) bir adamın

Kur´an okuduğunu işitti de: Allah ona rahmet etsin, düşürüldüğüm bir ayeti bana hatırlattı, buyurdu." Yine Sahîh´deki bir rivayette: ^Unutturul­muş olduğum (bir ayeti.....)" şeklindedir.[10]

Bil ki, okumanın ve okuyucunun edeblerini cildler dolusu kitabların daha azına sığdırmak mümkün değildir. Lâkin biz, şu kısa bölümlerimizde önemli olan noktaların bir kısmına işaret etmek istedik. Zaten kitabın ba­şında, Zikir yapanla Kur´ân okuyanın edeblerinden bir miktarı evvelki bölümlerde geçmişti. Yine namazın zikirleri bölümünde de, kiraatla ilgili edeblerden bir nebze anlatılmıştı. Biz bu hususta daha fazla bilgi edinmek isteyenleri, "Kitabu´t-Tibyan fî Adabı Hamelet´il-Kur´an" adlı eserimize havale etmiştik. Muvaffakiyet Allah´dandır. O, bana kâfidir ve ne güzel vekildir!..

Bil ki, Kur´ân okumak, daha önce belirttiğimiz gibi, zikirlerin en kuv-vetlisidir. Onun için buna devam etmek gerekir. Bir gün ve bir gece bun­dan boş kalmamalıdır. İnsanın az miktar ayet okuması ile kıraatin esası elde edilmiş olur.

292- Enes´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu:

"Bir gün ve bir gecede elli âyet okuyan kimse, gafillerden yazılmaz; yüz âyet okuyan, ibâdet edenlerden yazılır: ikiyüz âyet okuyana, kıyamet gününde Kur´an husûmet etmez; kim de beşyüz âyet okursa, ona bir kın-tar (yüz miskal) sevab yazılır." Bir rivayette; "Elli" yerine, "Kim kırk âyet okursa" ve diğer bir rivayette: "Kim yirmi âyet okursa" şeklindedir. Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, demiştir ki, Resülüİlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim on âyet okur­sa, gafillerden yazılmaz." Bu bölümle ilgili olarak benzeri çok hadîsler nakledilmiştir.[11]

Biz, bir gün ve bir gecede okunacak sûreler hakkında çok hadîs rivayet ettik. Okunacaklardan bir kısmı şu sûrelerdir: Yâsîn, Tebareke, Mülk, Vakı´a ve Duhan.

293- Ebû Hüreyre (Radıyallahu Anh) Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´den rivayet etmiştir:

"Kim bir gün ve bir geeede Allah nzasmı isteyerek Yâsîn okursa, bağışlanır."[12] yine Ebû Hüreyre´den bir rivayette: "Kim bir gecede DUHÂN sûresini okursa, bağışlanmış olarak sabahlar" şeklinde varid olmuştur.

İbni Mes´ud dan rivayet edildiğine göre demiştir ki, Resûlüllah Sallal­lahu Aleyhi ve Sellem´in şöyle buyurduğunu işittim: "Kim her gece VÂ-KI´A sûresini okursa, ona ihtiyaç isabet etmez."[13]

Bir de Cabir´den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir:

"Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, her gece, Elif-Lâm Tenzil ve Tebareke sûrelerini okumadıkça uyumazdı. "[14]

294- Ebû Hüreyre´den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurmuştur:

"Bir gecede ZİLZÂL sûresini okuyan Kur´an´ın yansını okumuş gibi (sevaba nail) olur. Kim KÂFÎRÛN sûresini okursa, Kur´anın dörtte birini okumuş kadar (sevaba nail) olur. İhlâs sûresini okuyan, Kur´an´ın üçte birini okumuş kadar (sevaba nail) olur."[15] Bir rivayet de şöyle:

"Kim Âyete´ 1-Kürsî´yi ve ilk Hâ-Mîm sûresini okursa, o gün, her kö­tülükten korunur."[16] "Anlattığımızın benzeri hadisler çoktur. Biz, mak-sadlara işaret ettik. Doğruyu en iyi bilen Allah´dır. Hamd ve nimet O´nun-dur, korunmak ve muvaffakiyet O´nunladır.





--------------------------------------------------------------------------------

[1] Ed Dârimî, Müsned´inde. (Dârimî demiştir ki, Sa´d Hazretlerinden rivayet edilen bu hadîs ha-sendir.)

[2] Ed-Dârimî, Müsned´inde.

[3] Müslim.

[4] Buhârî. Müslim.

[5] Buhârî. Müslim. Muvatta´. Nesâî.

[6] Ebû Dâvud. Tirmizî.

[7] Ebû Dâvud. Ed-Dârimî.

[8] Kur´ân-ı Kerim, îsrâ Sûresi: 109.

[9] Buhârî. Müslim. Tirmizî. Nesâî.

[10] Buhârî. Müslim. Ebû Dâvüd.

[11] İbn-i Sünnî.

[12] îbn-i Sünnî. Muvatta´. İbn-i Hibbân. Beyhakî.

[13] İbn-i Sünnî.

[14] İbn-i Sünnî.

[15] İbn-i Sünnî.

[16] îbn-i Sünnî


İnsanların En Güzel Ahlaklısıydı
Enes b. Malik (r.a.) şöyle dedi:Allah Resulü (a.s.), insanların en güzel ahlâklısı idi. Bazen kendisi evimizde iken namaz vakti gelirdi de hemen altında bulunan serginin (düzeltilmesini) emreder, yaygı süpürülür, sonra üzerine su serpilir, daha sonra da Allah Resulü (a.s.), imam olur biz arkasında saf tutardık. O da bize namaz kıldırırdı. Enes´lerin bu yaygısı hurma yapraklarından idi.
Sahih-i Müslim´deki hadis numarası: 1054

Keşke Sana Gelselerdi
Biz elçilerden hiç kimseyi ancak Allah´ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şayet sana gelip Allah´tan bağışlama dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlama dileseydi, elbette Allah´ı tevbeleri kabul eden, esirgeyen olarak bulurlardı. (4/64)

Bu site Şeyh hazretlerinin sevenlerince hazırlanmış olup, Haznevi cemaatının ve yüce üstadının resmi sitesi değildir.