Yaz?c? Sürümü
Kadir Suresi


Kadir suresi beş âyettir ve Mekke´de nazil olmuştur.[1]



Rahman ve Rahim olan Allanın adıyla.



1- Şüphesiz biz onu (Kur´anı) kadir gecesinde indirdik.



Abduliah b. Abbas, Şa´bi, Said b. Cübeyr bu âyeti şöyle izah etmişlerdir: Şüphesiz ki biz Kur´anı levh-i mahfuzdan dünya semasına kadir gecesinde toplu halde indirdik." Bu izaha göre Allah teala, Kur´an-ı Kerimi, kadir gecesinde top­lu halde dünya semasına indirmiş ve oradan da yirmi üç senede peyder pey yer­yüzüne indirmiştir.

"Kadir" kelimesinin manası, "Hüküm vermek" demektir. Allah teala o gecede bir yıl içerisinde olacak şeyler hakkında hüküm verdiği için bu geceye bu ad verilmiştir. Bu hususta diğer bir âyette şöyle buyurulmaktadtr: "Her hik­metli iş, tarafımızdan emredilerek o gece tesbit ve tayin edilir."[2]



2- Sen o kadir gecesinin ne olduğunu nereden bileceksin

3- Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır.



Ey Muhammed sen, kadir gecesinin ne olduğunu nasıl bileceksin Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.

Âyette zikredilen "Bin ay"ın hangi aylar olduğu hususunda müfessirler tarafından çeşitli izahlar yapılmıştır.

Miicahid´e göre bu ifade, kadir gecesinde Allahr razı edecek olan bir ameli işlemek, o gecenin dışında yapılan bin aylık amelden daha hayırlıdır." manasına gelmektedir.

Katade´ye göre ise kadir gecesi kendisinde kadir gecesi bulunmayan bin aydan her yönüyle daha hayırlıdır.

Mlicahid´den nakledilen başka bir görüşe göre, burada zikredilen bin ay­dan maksat, İsrai loğu Harından bir kişinin geceleri ibadetle, gündüzleri cihadla geçirdiği bin aydır. Yani kadir gecesinde ibadet etmek, bu kişinin bin aylık iba­det ve itaatından daha hayırlıdır." demektir.

Yusuf b. Sa´d´dan rivayet edilen başka bir görüşe göre burada zikredilen "Bin ay"dan maksat, Emevilerin iktidarda kalma müddetidir. Kadir gecesi onla­rın iktidarlarının tüm süresinden daha hayırlıdır. Bu hususta Yusuf b. Sa´d diyor ki:

"Hz. Ali´nin oğlu Hasan, Muaviye´ye biat edince bir adam ona şöyle de­di: "Sen müminlerin yüzünü kara ettin." Yahut: "Ey müminlerin yüzünü karar­tan." Bunun üzerine Hasan da şöyle dedi: "Allah senin iyiliğini versin. Beni kı­nama. Zira Resulullaha (rüyada) Emevi oğullarının, minberin üzerine çıktıkları gösterildi. Bu, Resulullahın hoşuna gitmedi. Bunun üzerine: "Ey Muhammed, şüphesiz ki biz sana kevseri verdik."[3] yani cennetteki nehiri verdik" âyeti indi. Ve "Ey Muhammed, şüphesiz ki biz onu (Kur´anı) kadir gecesinde indirdik. Sen kadir gecesinin ne olduğunu nereden bileceksin. Kadir gecesi Emevilerin ha­kim oldukları bin aydan daha hayırlıdır." nasslan indi.[4]

Tirmizi bu hadisi rivayet ettikten sonra bunun garip hadis olduğunu, sa­dece Kasım b. Fadıl tarafından rivayet edildiğini, hadisin ravisi Yusuf b. Sa´d´ın da tanınmayan birisi olduğunu söylemiştir. İbn-i Kesir ise bu hadisin münker (reddedilen) bir hadis olduğunu, Emevilerin iktidarîamın doksan iki yıl devam ettiğini bin ayın ise seksen üç yıl dört ay olduğunu söylemiştir. Yine İbn-i Ke­sir, bu haber zikredilerek Emevilerin iktidarlarının köülünmek istendiği halbuki böyle bir şey sözkonusu olsaydı başka bir usulle kötülenmesinin gerekeceğini ifade etmiştir. Zira kadir gecesinin Emevilerin iktidarlarının süresinden daha ha­yırlı olduğunu söylemek onların iktidarlarının kötülemek manasına gelmez. Çünkü kadir gecesi çok faziletli bir gecedir. Nitekim Kur´anda başlı başına bir sure onun faziletini bildirmektedir. Burada Emevilerin iktidarlarının kötülüğü­nün ortaya çıktığım söylemek uygun olmayan bir izah tarzıdır.

Taberi "Bin ay" hakkında zikredilen görüşlerden "Kadir gecesinde yapı­lan amelin, içinde kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlıdır." diyen görüşü tercih etmiş ve bunun dışındaki görüşlerin sıhhatli bir delile dayanmayan asılsız iddialar olduğunu söylemiştir.[5]



4- O gece melekler ve Ccbrali, rablcrinin izniyle bütün emirlerle inerler.



Katade bu âyet-i kerimeyi "Kadir gecesinde melekler ve Cebrail, rable-rinin izniyle Allanın takdir ettiği o yıla ait nzık ve ecel gibi hususları indirirler." şeklinde izah etmiştir.

Abdullah b. Abbas´tan nakledilen başka bir kıraat şekline göre ise âyeti şu üç şekilde izah ettiği rivayet edilmiştir.. Kadir gecesinde melekler ve Cebrail, rablerinin izniyle inerler. Karşılaştıkları her mümin erkek ve kadına selam verir­ler.

Taberi ikinci kıraat şeklinin caiz olmadığını ve doğru olanın birinci kıraat şekli ve izahı olduğunu söylemiştir.[6]



5- O gece, şafak atıncaya kadar emniyetli ve selametli bir gecedir.



Kadir gecesi, şafak vaktine kadar bütün serlerden uzak olan bir gecedir.

Katade bu âyeti "O gece şafak atıncaya kad&f tümüyle hayırlı bir gece­dir." şeklinde İbn-i Zeyd ise: "Onda hiçbir şer yoktur. O, tümüyle hayırlıdır." şeklinde, Abdurrahman b. Ebi leyla ise: "Onda hiçbir olay meydana gelmez." şeklinde izah etmişlerdir.

Kadir gecesiyle ilgili olarak hadis kitaplarında şu hususlar zikredilmiştir:

a- Bu gecenin fazileti hakkında Peygamber efendimiz bir hadis-i şerifin­de şöyle buyurmuştur:

"Kim, kadir gecesini, inanarak ve mükafaatım Allahtan bekleyerek na­mazla geçirirse, onun daha önceki günahları bağışlanmış olur.[7] Diğer bir ha­dis-i şerifinde de şöyle buyunnuştur:

"Size Ramazan geldi. O, mübarek bir ay´dır, Allah, o ayda oruç tutmayı size farz kılmıştır. O ayda göklerin kapılan açılır, cehennemin kapılar kapatılır ve o ayda şeytanların azgınları zincire vurulur. Onda öyle bir gece vardır ki, bin aydan daha hayırlıdır. Kim o gecenin hayınndan mahrum kalırsa şüphesiz ki o mahrum edilmiştir."[8]

b- Kadir gecesinin sadece Muhammed ümmetine has olup olmadığı, me­selesine gelince İmam Malik, Hattabi, Râdi gibi âlimler kadir gecesinin sadece Muhammed ümmetine has olduğunu, Resulullahın, ümmetinin Ömrünü kısa bu­larak Allah tealadan, Salih amel işlemeleri için ömürlerinin uzatılmasını istedi­ğini, Allah tealanın da kadir gecesini vererek ümmetin amelini çoğalttığını söy­lemişlerdir. Ancak tercih edilen görüşe göre kadir gecesi, geçmiş ümmetlerde de var olan bir gecedir.

Ebu Mersed diyor ki:

"Ben, Ebu Zer el-öifari´ye: "Sen Resulullaha kadir gecesini sormuş muy­dun " dedim. Ebu Zer dedi ki: "Ben insanlardan bu geceyi soruyordum. Sonra dedim ki: "Ey Allanın Resulü sen kadir gecesini bana anlat. O, Ramazan ayın­da mıdır yoksa başka bir ayda mıdır " Resulullah: "Ramazan ayındadır." buyur­du. Dedim ki: "O gece Peygamberler yaşadığı sürece devam eder de peygam­berler vefat ettikten sonra kaldırıldı mı- Yoksa o, kıyamete kadar devam edecek midir " Resuiullah: "O, kıyamete kadar devam edecektir." buyurdu. Dedim ki: "O, Ramazanın neresindedir " Resulullah: "Siz onu Ramazanın ilk on gününde yahut son on gününde arayın." dedi. Resulullah daha sonra konuşmasına devam etti. Ben de onun dalgınlığından istifade ederek dedim ki: "Hangi yirmi günün­de " Resululah: "Son on gününde arayın. Bundan sonra.benden bir şey sorma." dedi. Resulullah yine konuşmasına devam etti. Bir şeyler söyledi. Ben yine onun dalgınlığından istifade ederek dedim ki: "Ey Allanın Resulü, üzerinde bu­lunan hakkım için sana yemin verdiririm ki onu mutlaka bana bildireceksin. O, on günün hangisinde " Bunun üzerine Resulullah bana öyle bir kızdı ki, onunla arkadaşlık ettiğim süre içinde bana o şekilde kızmamiştı. Sonra Resulullah: "Onu son yedilerde arayın. Artık bundan sonra benden bir şey sorma." buyurdu.[9]

Bu hadis-i şeriften anlaşıldığı gibi kadir gecesi bu ümmette bulunduğu gi­bi diğer ümmetlerde de mevcuttu. Bu gece, Abdullah b. Mes´ud ve ona tabi olan bir kısım Kûfeli âlimlerin iddia ettikleri gibi bütün aylarda olmayıp sadece Ra­mazan ayındadır.

Yine bu hadisten anlaşılmaktadır ki kadir gecesi kaldırılmamıştır. Kıya­mete kadar bakidir. Bu itibarla bir kısım Şii âlimlerinin şu hadisi yanlış yorum­layarak kadir gecesinin kaldırıldığını söylemeleri tutarsız bir iddiadır.

Ubade b. Sâmit diyor ki:

"Resulullah, kadir gecesinin ne zaman oludğunu bildirmek için dışarı çık­tı. O sırada müslüm ani ardan iki kişi birbirleriyle tartışıyorlardı. Resulullah bu­yurdu ki: "Ben, kadir gecesini size bildirmek için dışarı çıkmıştım. Fakat falan ve filan tartıştılar. Gecenin bilgisi benden alındı. Belki de bu sizin için daha ha­yırlıdır. Siz onu, dokuzuncu, yedinci ve beşinci günlerde arayın."[10]

Hadisin son bölümünden de anlaşıldğı gibi buradaki "Kaldırıldı" ifade­sinden maksat "Gece kaldırıldı" demek değil, gecenin hangi günlerde olduğuna dair bilgi kaldırıldı." demektir. Zira Resulullah hadisin sonunda Kadir gecesi­nin, dokuzuncu, yedinci ve beşinci günlerde araştırılmasını emretmektedir. Şa­yet Kadir gecesi kaldırılmış olsaydı "Onu araştırın" demezdi.

o Kadir gecesinin Ramazan günlerinde yer değiştirip değiştirmediği, İmam Malik, Ahmed b. Hanbel, İshak b. Rahuye, Ebu Sevr, Ebubekir b. Huzey-me ve Ebu Kılabe Kadir gecesinin Ramazanın son on gününde yer değiştirdiği­ni söylemişlerdir. Nitekim Hz. Aişe Resulullahın Kadir gecesi hakkında şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Siz, kadir gecesini, Ramazanın son on gününde araştırın."[11] Abdullah b. Abbas da Resulullahın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Siz onu Rama­zan ayının son on gününde arayın. Kadir gecesini Ramazanın, geriye kalan do­kuzuncu gününde arayın. Yani yirmi birinci gününde arayın. Geriye kalan be­şinci gününde arayın. Yani yinni beşinci gününde arayın."[12]

İmam Şafii ise Kadir gecesinin, Ramazan ayının günleri içinde günden güne değişmediğini onun belli bir gününde olduğunu söylemiştir. Yukarıda zik­redilen Ubade b. es-Samit´in rivayet ettiği hadis bu görüşe dayanak olmaktadır,

d- Kadir gecesinin, Ramazanın hangi gününde olduğu meselesi:

Bu hususta âlimler çeşitli görüşler ileri sünnüşlerdir: Ebu Rezin´e göre kadir gecesi Ramazanın birinci gecesidir. Abdullah b. Mes´ud, Hz. Ali, Zeyd b. Erkanı, Osman b. Ebil Ass´dan nakledilen bir görüşe göre kadir gecesi Ramaza­nın on yedinci gecesidir. Bu görüş, İmam Şafii ve Hasan-ı Basri´den nakledil­miştir.

Hz. Ali ve İbn-i Mes´ud´dan nekledilen diğer bir "görüşe göre Kadir gecesi Ramazan ayının on dokuzuncu gecesidir.

Ebu Said el-Hudri´den nakledilen şu hadise dayanılarak Kadir gecesinin, Ramazanın yinni birinci gününde olduğu söylenmiştir. Ebu Said diyor ki: "Biz, Resulullah ile birlikte Ramazanın orta on gününde itikafa girdik. Resulullah, yirminci günün sabahında itikattan çıktı. Bize bir hutbe okudu ve buyurdu ki: "Bana kadir gecesi gösterilmişti. Sonra unutturuldu. Siz onu son on günün tek günlerinde arayın. Yine bana, suyun ve çamurun üzerine secde ettiğim gösterilmisti. Kim, Resulullah ile birlikte itikafa girmiş idiyse tekrar itikâfma dönsün." Ebu Said yine diyor-ki: "Tekrar itikafa girdik. O sırada gökte ufak bir bulut par­çası dahi yoktu. Sonra bir bulut geldi. Yağmur yağdı, mescidin tavam aktı. Mes­cidin çatsı hurma dallanndandi. Kamet getirildi. Ben Resulullahın su ve çamur­lar içerisine secde ettiğini gördüm. Öyle ki onun alnında çamur izleri gördüm."[13]

Bir kısım âlimler, Abdullah b. Uneys´in şu rivayetine dayanarak kadir ge­cesinin Ramazanın yinni üçüncü gecesi olduğunu söylemişlerdir. Abdullah b. Üneys, Resulullahın şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"Bana kadir gecesi gösterildi. Sonra unutturuldu. Bana kadir gecesinin sabahı da gösterildi. O günün sabahında ben, su ve çamur içine secde ediyor­dum." Abdullah b. Üneys diyor ki: "Ramazanın yinni üçüncü gecesinde yağmur yağdı. Resulullah bize namaz kıldırdı. Namazı bitirdiğinde su ve çamurun izleri alnında ve burnunda görülüyordu."[14]

Abdullah b. Mes´ud, Abdullah b. Abbas, Cabir, Hasan-ı Basri, Katade ve Abdullah b. Vehb´den nakledilen başka bir görüşe göre Kadir gecesi, Ramaza­nın yirmi dördüncü gecesidir.

Buhari´nin Abdullah b. Abbas´tan naklettiği, yukarıda zikredilen şu hadi­se dayanılarak Kadir gecesinin. Ramazanın yinni beşinci gecesi olduğu söylen­miştir.

"Siz, kadir gecesini, Ramazanın son on günüde araın.Onu, geriye kalan dokuzuncu günde, yedinci günde ve beşinci günde arayın.[15]

übey b. Kfı´b´ın Resulullahtan rivayet ettiği şu hadis-i şerife dayandarak da kadir gecesinin, Ramazan ayının yirmi beşinci gecesi olduğu söylenmiştir. Zir b. Hubeyş diyor ki:

"Ben, Übey b. Kâ´b´a sordum ve dedim ki: "Kardeşin İbn-i Mes´ud diyor ki: "Kim, bir yılı ibadetle ihya ederse işte o kimse kadir gecesini bulmuş olur." Übey dedi ki: "Allah ona rahmet etsin. O, insanların tembellik etmemelerini is­tiyor. Şüphesiz ki o, kadir gecesinin Ramazan ayında olduğunu, Ramazanın son on gününde olduğunu ve yirmi yedinci gecesi olduğunu biliyor." Sonra Übey, kati olarak yemin etti ki, kadir gecesi Ramazanın yirmi yedinci gecesidir." Ben de dedim ki: "Ey Ebu Münzir, sen neye dayanarak bunu söylüyorsun " Übey dedi ki: "Alâmetlere dayanarak veya Resulullahin bize bildirdiği şu işarete da­yanarak." Resululiah buyurdu ki: "Kadir gecesinin sabahında güneş ışınsız ola­rak beyaz bir şekilde doğar."[16] Ahmed b. Hanbel ve Ebu Hanife´nin de bu gö­rüşü tercih ettikleri rivayet edilmektedir.

Ubaıle b. es-Samit´in rivayet ettiği şu hadise dayanılarak, kadir gecesinin Ramazanın yirmi dokuzuncu veya son günü olduğunu söyleyenler de vardır.

Ubade b. es-Samit diyor ki:

"Dedim ki: "Ey Allahın Resulü, sen kadir gecesini bana bildir." Resulul­iah buyurdu ki: "O, ramazan ayındadır, Siz onu son on günde arayın. O, tek günlerdedir. Yirmi birinde veya yinni üçünde yahut yirnıi beşinde veya yirmi yedisinde yahut yirmi dokuzunda yahut da son gecesindedir. Kim kadir gecesi­ni, inanarak ve mükafaaüm Allahtan bekleyerek ibadetle geçirecek olursa onun geçmiş ve gelecek günahları affedilir."[17]

e- Kadir gecesinde okunması tavsiye edilen dua:

Hz. Aişe(r.a.) diyor ki:

"Dedim ki: "Ey Allahın Resulü, kadir gecesinin hangi gece olduğunu bi­lecek olursam o gecede ne diyeyim " Resulullah buyurdu ki:" Ey Aİlahım, şüphesiz ki sen çok effedensin, çok ikram sahibisin, affetmeyi seversin. O hakle beni affet." de..[18]





--------------------------------------------------------------------------------

[1] Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, Hisar Yayınevi: 9/177.

[2] Duhan Suresi, 44/4

Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, Hisar Yayınevi: 9/177.

[3] Kevser Suresi, 108/1

[4] Tirmizi, K. Tefsir el-Kur´an, Sure: 97, Hadis no: 3350

[5] Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, Hisar Yayınevi: 9/178-179.

[6] Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, Hisar Yayınevi: 9/180.

[7] Buhari, K.Leyletii´I-Kadr, bab:l

[8] Nescî, K.es-Sıyam.bab: 5

[9] Ahmed b. Hanbel, Müsned, C.5, S.171

[10] Buhari, K. Leyletül Kadr, bab: 4

[11] Buharı, K. Leyletü´l-Kadr, bab: 4

[12] Buharı, K. Leyletü -Kadr, bab: 23

[13] Buhari, K, Leyletü l-Kadr, bab: 2

[14] Müslim, K.es-Sıyam, bab: 218, Hadis no:1168

[15] Buhari, K.Leyletü l,Kadr,bab:3

[16] Müslim K. es-Siyam, bab: 220, Hadis No:9 762

[17] Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.5, S.321

[18] Tirmizi, K.ed-Da vat, bab: 85, Hadis no: 3513 /lhn-i Mace, K.ed-Dua, bab: 5, Hadis no: 3805 / Ahmed b,Hanbel, Müsned, c.6, S. 17.1

Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, Hisar Yayınevi: 9/180-187.


Alnımızı Koyacak Yer Bulamazdık
İbn Ömer (r.a.) şöyle anlattı:Hz. Peygamber (a.s.), Kur´an okurdu. Bazen içinde secde ayeti bulunan bir sureyi okurdu da hemen secde ederdi. Biz de ona uyarak secde ederdik. O kadar (kalabalık ve sıkışık bir halde secde ederdik) ki, bazılarımız alnını koymak için yer bulamazdı.
Sahih-i Müslim´deki hadis numarası: 900

Dağ Parçalanırdı
Şayet biz bu Kuran´ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, andolsun onu Allah korkusundan saygı ile baş eğmiş, parça parça olmuş görürdün. İşte Biz, belki düşünürler diye, insanlara böyle örnekler veririz. (59/21)

Bu site Şeyh hazretlerinin sevenlerince hazırlanmış olup, Haznevi cemaatının ve yüce üstadının resmi sitesi değildir.